Akıcılık
Kekeleyen Çocuğa Nasıl Davranmalı?
Kekeleyen çocuğu dinlerken zaman tanıma, sözünü tamamlamama ve ev ile okulda yargısız iletişim kurma yolları.
- Yazar
- Tarık Tunçay
- Yayın tarihi
- Okuma süresi
- 6 dk okuma

“Kekeleyen çocuğa nasıl davranmalı?” sorusunun başlangıç noktası, nasıl söylediğinden önce ne anlattığını dinlemektir. Çocuğun sözünü tamamlamamak, konuşması için zaman tanımak ve kekemeliği bir hata gibi ele almamak günlük iletişimde önem taşır.
Ailenin amacı her cümleyi akıcı hale getirmek olmak zorunda değildir. Çocuğun konuşmaya katılabilmesi, kendini duyulmuş hissetmesi ve gerektiğinde duygularını anlatabilmesi de değerlidir. Evdeki yaklaşım çocuğa göre uyarlanır; tek bir yetişkin davranışı kekemeliğin bütün nedenini veya gidişini açıklamaz.
Bu yazı, Tarık Tunçay sitesinde dil ve iletişim konularına ilişkin genel bilgilendirme amacıyla sunulmaktadır.
Çocuk Konuşurken Nasıl Dinlenmeli?
Sözünü Tamamlamadan Zaman Tanıma
Çocuk bir sözcükte takıldığında, ne söyleyeceğini tahmin edip cümleyi bitirmek cazip gelebilir. Yine de kendi sözünü tamamlaması için zaman bırakın. Yüz ifadenizi değiştirerek acele ettiğinizi göstermek veya araya başka soru eklemek, dinleme alanını daraltabilir.
NIDCD’nin aileler için kekemelik bilgisi, mesajı dikkatle dinlemeyi ve çocuğun söylemek istediği sözcüğü kendisinin tamamlamasını beklemeyi önerir. Beklerken çocuğun yüzüne doğal biçimde yönelebilirsiniz; bakışını size sabitlemesini istemeniz gerekmez. Dinlemek, konuşmasının her ayrıntısını denetlemek anlamına gelmez. Dikkatinizi sürdürmeniz ve yanıtınızı aceleye getirmemeniz yeterli olabilir.
Mesajın İçeriğine Yanıt Verme
Çocuk parkta olanları anlatıyorsa, yanıtınızı parkta olanlara verin: “Demek salıncakta sıra beklediniz.” Böyle bir karşılık, anlattığı düşüncenin duyulduğunu gösterir. Konuşmayı “Bu cümlede hiç takılmadın” gibi değerlendirmelerle sürekli bölmek gerekmez.
Anlamadığınızda, yalnız eksik kalan bilgiyi nazikçe sorun. “Her şeyi baştan düzgün söyle” demek yerine “Sonra kimin geldiğini kaçırdım” diyebilirsiniz. Çocuğun bir sözü yeniden ifade etmeyi seçmesiyle, yetişkinin onu akıcılık için tekrar ettirmesi aynı durum değildir. Günlük sohbetin karşılıklı anlam kurma amacını koruyun.
Örneğin çocuk bir oyunun kuralını anlatırken takılıyorsa, bitirdikten sonra kuralı anladığınızı gösterebilirsiniz: “O zaman önce kart seçiyoruz.” Böylece yanıtınız konuşmasının biçimine değil, birlikte yapacağınız işe bağlanır.
Yardım isteyip istemediğinden emin değilseniz onun tercihine alan bırakın. Bazı anlarda yeniden anlatmak isteyebilir, bazı anlarda konuyu değiştirebilir. Çocuğun her konuşmayı bir değerlendirme anı gibi yaşaması gerekmez; gündelik sohbet kendi doğal akışında sürebilir.
“Yavaş Konuş” Ya Da “Nefes Al” Demek Yardımcı Mı?

Doğrudan Uyarılar Yerine Yetişkinin Kendi Modeli
“Yavaş konuş”, “Nefes al” veya “Baştan başla” gibi sık uyarılar, çocuğun dikkati anlatmak istediği şeyden konuşmasının nasıl duyulduğuna kaydırabilir. Bu sözleri söylemiş olmanız kekemeliğe neden olduğunuz anlamına gelmez. Bundan sonraki yaklaşımı daha anlaşılır ve rahat hale getirmek mümkündür.
Kendi konuşmanızda doğal duraklamalar bırakabilir, art arda çok soru sormamaya çalışabilirsiniz. Bunu çocuktan aynı biçimi hemen taklit etmesini isteyerek uygulamayın. Bireysel terapide öğrenilmiş bir yöntem varsa, nasıl kullanılacağı ilgili terapist ve çocukla birlikte belirlenir; genel uyarılar onun yerine geçmez.
Akıcılığı Sürekli Övmemenin Önemi
Akıcı konuşmayı sürekli ödüllendirmek, takılmaların istenmeyen bir sonuç olduğu mesajını verebilir. Çocuğun fikrine, merakına veya anlattığı olaya karşılık vermek, konuşmanın yalnız akıcılıkla ölçülmesini önler. Örneğin “O oyunu nasıl kurduğunu anlatman hoşuma gitti” diyebilirsiniz.
Bu, çocuğa hiç olumlu geri bildirim vermemek demek değildir. Geri bildirimin neye odaklandığı önemlidir. ASHA’nın akıcılık çerçevesi, konuşmaya katılımı ve kişinin deneyimini de ele alır. Bazı tedavi yaklaşımlarında kullanılan geri bildirimler, gündelik hayatta gelişigüzel uygulanacak kurallar gibi değerlendirilmemelidir.
Çocuk Kekemeliğini Sorarsa Nasıl Konuşulur?
Yaşa Uygun Ve Yargısız Açıklamalar
Çocuk “Neden bazen kelimelerim çıkmıyor?” diye sorarsa konuyu kapatmak yerine kısa, açık bir yanıt verilebilir: “Bazen konuşurken sesler tekrar edebilir veya bir sözcük zor çıkabilir. Bu senin suçun değil; seni dinliyorum.” Açıklamayı çocuğun sorduğu kadar genişletin.
“Hiçbir şeyin yok” diyerek yaşadığını reddetmek ya da kesin olarak yakında biteceğini söylemek gerekli değildir. Sorusu varsa birlikte konuşabileceğinizi belirtin. Sözcük seçimini çocuğun yaşına, anlama biçimine ve kekemelikle ilgili kullandığı ifadelere göre uyarlayın.
Duygularını Dinleme
Bazı çocuklar kekemelikten rahatsız olabilir; bazıları ise bu konuda belirgin bir sıkıntı yaşamayabilir. Yetişkinin kaygısını çocuğun duygusu gibi kabul etmeyin. “Bugün konuşurken sen nasıl hissettin?” gibi açık bir soru sorup yanıtı için zaman tanıyabilirsiniz.
Üzüldüğünü söylediğinde hemen teknik bir çözüm vermek yerine, duyduğunuzu kısaca yansıtın: “Sözünün kesilmesi seni üzmüş.” Duygusunu küçümsemeden dinlemek, konuşmaya devam etmek isteyip istemediğini anlamayı kolaylaştırır. Konuyu sürekli gündemde tutmak da gerekmez.
Ev Ve Okul Ortamında İletişim Baskısı Nasıl Azalır?

Sohbet Sırası Ve Zaman Tanıma
Herkesin birbirinin sözünü kestiği bir sohbette çocuğun anlatmak için daha az zamanı olabilir. Aile üyeleri sırayla konuşmayı ve birbirlerini dinlemeyi birlikte deneyebilir. Bu düzeni yalnız kekeleyen çocuğa özel bir kural gibi sunmak zorunda değilsiniz.
Günün her anını sessiz ve kusursuz hale getirmek mümkün değildir. Kısa bir sohbet sırasında telefonları bırakmak, yanıt beklemek ve anlatılanı takip etmek uygulanabilir başlangıçlardır. Bunlar kekemeliği ortadan kaldırma vaadi taşıyan uygulamalar değildir; iletişim ortamıyla ilgilidir.
Öğretmenle Ortak Yaklaşım
Öğretmenle görüşürken çocuğun sınıfta hangi durumlarda rahat olduğunu, neyi zor bulduğunu ve nasıl desteklenmek istediğini paylaşın. Sözlü katılımın bütünüyle kaldırılması yerine, çocuğun tercihleri dinlenerek uygun düzenlemeler düşünülebilir.
Alay edilmesi veya sözünün kesilmesi, yalnız çocuğun konuşmasını değiştirmesiyle çözülecek sorunlar değildir. Okul ortamında yetişkinlerin açık bir destek yaklaşımı kurması önemlidir. Çocuğu sınıf önünde örnek olarak göstermek veya izni olmadan kekemeliğini açıklamak yerine, mahremiyetini ve görüşünü gözetin.
Aile Hangi Durumlarda Değerlendirme İsteyebilir?
Zorlanma Ve Konuşmaktan Kaçınma
Konuşurken belirgin çaba gösterme, konuşmayı bırakma veya istediği halde bazı durumlarda söz almaktan kaçınma varsa değerlendirmede bunları paylaşabilirsiniz. Yalnız duyulan tekrarların sayısı değil, çocuğun yaşadığı güçlük de önem taşır.
Bu alanda kekemelik ve akıcılık bozuklukları değerlendirmesinde konuşma örnekleri, gelişim öyküsü ve günlük katılım birlikte ele alınır. Bir çocuğun konuşması dışarıdan az takılmalı duyulsa bile, kendi deneyimi farklı olabilir. Bu nedenle gözlemin yanında çocuğun anlatımına da yer verilir.
Ailenin Ve Çocuğun Kaygısı
Ailenin “Nasıl karşılık vereceğimizi bilemiyoruz” demesi de görüşülebilecek bir ihtiyaçtır. Değerlendirme istemek için çocuğun mutlaka belirgin sıkıntı yaşamasını beklemek gerekmez. Ne zaman başladığına ilişkin bilgiler ve günlük örnekler görüşmeyi somutlaştırabilir.
Destek hedefleri her çocukta aynı olmaz. Daha rahat iletişim, kendini savunabilme ve konuşmaya katılım gibi hedefler de ele alınabilir. Belirli bir sürede kesin sonuç sözü vermek yerine, ihtiyaçların ve seçeneklerin birlikte açıklığa kavuşturulması esastır.
Bir Samsun dil ve konuşma terapisti ile yapılacak değerlendirmede de ailenin gözlemleri kadar çocuğun kendi deneyimi ve iletişimde nasıl desteklenmek istediği önemlidir.
Sonuç
“Kekeleyen çocuğa nasıl davranmalı?” sorusuna yanıt ararken dinlemek, zaman tanımak ve mesajın değerini korumak temel adımlardır. Yetişkinlerin her sözü düzeltmesi veya akıcılığı sürekli değerlendirmesi gerekmez. Çocuğun soruları ve duyguları yargısız biçimde konuşulabilir. Aile ve okulun tutarlı desteği, bireysel değerlendirmeden edinilen bilgilerle uyarlanabilir. Amaç, çocuğun söyleyeceklerinden vazgeçmeden iletişimde kendine yer bulabilmesidir.
Sık Sorulan Sorular
Kekeleyen çocuğun sözünü tamamlamak doğru mu?
Genellikle çocuğun kendi sözünü bitirmesi için zaman tanımak daha uygundur. Ne söyleyeceğini bilseniz bile cümleyi onun yerine tamamlamayın. Yardım isteyip istemediğini dinleyin ve yanıtınızı konuşmanın içeriğine verin; beklemek başarısını sınamak değildir.
Kekeleyen çocuğa yavaş konuş demeli miyim?
Gündelik konuşmada bu uyarıyı tekrarlamak yerine kendi konuşmanızda doğal duraklamalar bırakabilirsiniz. Çocuğun mesajını dinlemeye devam edin. Bireysel terapide belirlenmiş bir uygulama varsa, nasıl kullanılacağını terapist ve çocukla birlikte netleştirmek gerekir.
Çocuk kekemeliğini sorarsa nasıl yanıt verilmeli?
Kısa, yaşına uygun ve yargısız bir açıklama verilebilir. Bazen seslerin tekrar edebildiğini veya sözcüklerin zor çıkabildiğini söyleyin. Bunun onun suçu olmadığını ve dinlemeye devam ettiğinizi belirtin; kesin geçiş süresi vaat etmeyin.
Akıcı konuştuğunda çocuğu özellikle övmek gerekir mi?
Akıcılığı sürekli övgünün konusu yapmak gerekmez. Çocuğun düşüncesini, anlattığı olayı ve iletişime katkısını fark edebilirsiniz. Kişiye özel tedavide kullanılan geri bildirimler ayrı bir konudur; günlük hayatta gelişigüzel uygulanacak kurallar haline getirilmemelidir.
Öğretmen kekeleyen çocuğu nasıl destekleyebilir?
Sözünü kesmeden dinleyebilir, yanıt için zaman tanıyabilir ve alay edilmesine karşı destek olabilir. Sınıf içi düzenlemelerde çocuğun tercihlerini de sormalıdır. Bütün sözlü katılımı otomatik olarak kaldırmak yerine, ihtiyaca göre ortak yaklaşım oluşturulabilir.
Kaynaklar

